Kara bir gölde
debelenir durur hep
Zeus'un oğlu.
Stephen King - Yolun Sonundaki Otel
Yolun Sonundaki Otel
Stephen King
“Daha hızlı!” dedi Tommy Riviera. “Daha hızlı!”
“Şu anda 85 basıyorum” dedi Kelso Black.
“Polisler hemen arkamızda,” dedi Riviera. “90’a kökle”. Pencereden dışarı doğru eğildi. Kaçan arabanın ardında bir polis aracı vardı, ciyaklayan sireni ve yanıp sönen kırmızı ışığıyla.
“İlerdeki yan yola gazlıyorum.” Diye homurdandı Black. Direksiyonu çevirdi ve araba etrafa çakıl saçarak dolambaçlı yola döndü.
Üniformalı polis başını kaşıdı. “Nereye gittiler?”
Ortağı kaşlarını çatarak baktı. “Bilmiyorum. Birden… Kayboldular.”
“Bak” dedi Black. “İlerde ışıklar var.”
“Bu bir otel,” dedi Riviera şaşkınlıkla. “Bu toprak yolun üstünde, bir otel! Şu Allah’ın işine bak! Polisler asla oraya bakmazlar!”
Black, arabanın lastiklerini umursamayarak, freni kökledi. Riviera arka koltuğa uzanıp siyah bir çanta aldı. İçeri girdiler.
Otelin, 1900lü yılların başından kalma bir görüntüsü vardı.
Riviera sabırsızca zile vurdu. Yaşlı bir adam ayaklarını sürüyerek çıktı. “Bir oda istiyoruz” dedi Black.
Adam ses çıkarmadan onlara baktı.
“Bir oda!” diye tekrar etti Black.
Adam ofisine tekrar gitmek için gerisin geri döndü.
“Hey, yaşlı adam!” dedi Tommy Riviera. “Kimse bana böyle davranamaz.”
35’liğini çekti. “Şimdi bize bir oda ver.”
Adam devam etmeye hazır gibi görünüyordu ama sonunda şöyle dedi: “Oda 5. Koridorun sonunda.”
Onlara imzalamaları için bir kayıt defteri vermedi, onlar da yukarı çıktılar.
İki kişilik demir bir karyola, kırık bir ayna ve kirlenmiş duvarkağıdı dışında bomboş bir odaydı.
“Aah, ne berbat bir yer burası!” dedi Black, iğrenerek. “Bahse varım, burada beş galonluk bir tenekeyi dolduracak kadar hamamböceği vardır.”
Ertesi sabah Riviera uyandığında, yataktan kalkamadı. Hiçbir kasını oynatamıyordu. Felç olmuştu. Az sonra yaşlı adam göründü. Elinde, Black’in kollarına soktuğu bir iğne vardı.
“Demek uyandın,” dedi. “Benim, benim, siz ikiniz yirmi beş yıldır benim müzeme yapacağım ilk katkılarsınız. Ama sizler iyi muhafaza edileceksiniz. Ve ölmeyeceksiniz.”
“Sizler, canlı müzesi koleksiyonumun diğer parçalarına katılacaksınız. Hoş parçalar.”
Tommy Riviera, dehşetini dahi ifade edemedi.
ç.n. Bu minik öykü 1960 yılında(12 yaşındayken) Stephen King tarafından, arkadaşı Chris Chesley ile beraber çıkardıkları bir fanzin(People, Places and Things) için yazılmıştır. Öykülerin sekizi King'e aittir.
Çeviren: Bülent Özgün
Öykünün aslı için buraya bakınız.

Re: Stephen King - Yolun Sonundaki Otel
Çeviri için teşekkürler. 12 yaşında bir çocuk için ne güzel bir çaba bir edebiyat fanzini çıkarmak. King'in o kadar genç bir yaşta suçla ilişkili bir şeyler yazmaya başlamış olması da kayda değer.
Çeviride iki şey dikkatimi çekti. İlki arabanın hızıyla ilgili. 85 ve 90 sayıları kilometre/saat değil mil/saat ölçüsüne göre olmalı. O nedenle öykü Türkçeye çevrilirken onları da 135 ve 145 olarak çevirmek daha iyi olmaz mı? O zamanlar bu kadar hızlı arabalar var mıydı, onu bilemiyorum tabii. Bir bakmak lâzım. İkincisi "zile vurdu" çevirisi. Bu ifadeyi "zili çaldı" diye çevirmek daha uygun olmaz mı? Orijinal metinde "rang the bell" dendiğine göre zilin nasıl çalındığını aslında bilmiyoruz. Öte yandan toprak bir yolun kenarındaki bu otele muhtemelen geniş bir lobiden değil gece vakti kapalı olan bir kapıdan giriliyordur ve çalınan zil de o kapının zilidir.
Öyküye gelecek olursak: aslında üzerine söylenecek çok fazla şey yok. Aceleye getirilmiş, olayların ve kişilerin ayrıntıları büyük ölçüde savsaklanmış. Üstelik hikâyede pekçok tutarsızlık bulmak da mümkün. Yine de 12 yaşında bir çocuğun elinden çıktığını düşünüp seviyorum bu küçük öyküyü.
Re: Stephen King - Yolun Sonundaki Otel
Öncelikle çeviri için teşekkürler bülend.
Öyküde bir korku filmi potansiyeli görüyorum. "Bir insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur" sözünü anımsamamak elde değil.