Kara bir gölde
debelenir durur hep
Zeus'un oğlu.
Orhan Veli Kanık - İşsizlik
"İşsizlik"
Orhan Veli Kanık
Yaprak, Sayı 11, 1949
"İşsizlik"
Orhan Veli Kanık
Yaprak, Sayı 11, 1949
|
Yazar: özak
Gün çekilirken her şey daha gerçek, pervasız ve yalın. Yalnızlık daha ürkünç. Uyusam geçer belki ya da şuracıkta ölüversem. Yok olsam incinmem artık şu var olma saçmalığından.
Nasıl dingin, huzurlu bir sabaha uyanmıştım oysa. Son...
|
|
Yazar: gönenç kaytaz
Merdivenleri dörder beşer iniyor, daha az önce baktığım kol saatime tekrar bakıyordum. Neredeyse akşam olmuştu. Akrebi sekizin üzerine doğru çeken yelkovan kalbimin atışlarını tekrar hızlandırmış ve böyle anlarda her zaman yaptığım gibi...
|
|
Yazar: Mehmet Sürücü
Lodosun sokaktan havalandırıp, kahvehanenin açık kapısından içeri savurduğu mor soğan kabukları, havada kararsız hareketlerle dalgalandıktan sonra, birisi pencereye doğru yönelirken, bir diğeri sıcak su kazanının kenarına çarparak,...
|
|
Yazar: özak
Gecikti mi servis? Yok var daha. Ben huzursuzlandım. Çocuğun keyfi yerinde oysa. Çizdiği yamuk doğruda sekip duruyor mutlu ve güleç. Akşama dek gelmese servis, şikayetsiz oynar böylece. Bir de ben kurtulsam şu müşteki halimden. Perdeyi...
|
|
Yazar: Mehmet Sürücü
Akşama doğru, gölgeler duvar diplerinden, sokağın ortasına doğru uzamaya başladığında, öğlen kesilip, tekrar esmeye başlayan poyraz, akasyanın sararmaya başlamış yapraklarından birkaçını daha dibine dökerek, altında yatan, yırtık, pis,...
|
Siz de öykülerinizi bizimle paylaşmak isterseniz, işe şu başlığa göz atmakla başlayabilirsiniz: "Uzun Hikâye'de Öykü Yayımlamak"
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Dinlemek isteyenler için Müşfik Kenter'in yorumuyla...
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Öykü ayrı güzel, Müşfik Kenter'in yorumu ayrı güzel. Ne zamandır Okuma Odası ıssız kaldı. Orhan Veli'nin bu öyküsünün o ıssızlığı kırmak için iyi bir vesile olacağını düşünüyorum. Keyifli okumalar.
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Öyküyü büyük bir keyifle dinledim.
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
İşsizlik'i ilk defa okudum. Cümleler arası hızlı geçişler, düşünce dünyamızdaki dağınıklıklar gibi içten ve hızlı, hatta "garip". Petrol-Teksas-petrolcülerin kumar düşkünlüğü-Erdoğan ve onun şiir anlayışı derken kendimizi Orhan Veli öyküsünde buluyoruz. Nazım Hikmet'in onun hakkında yazdığı bir şiir:
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
"İşsiz kalınca demek ki kötü şeyler yapmayanlar da varmış."
Bir an bunu düşündüm. Tüm kötülüklerin anasının işsizlik olduğu dayatılmadı mi zamanından beri bizlere? Ama insan işsiz kalınca, ötesinde aç kalınca (Sult filmine-Knut Hamsun'a bu vesileyle ayrıca bir merhaba) demek ki çok bambaşka değerlere de uzanabiliyormuş.
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Öyküyü kimse okumadı mı, okuyanların üzerine söyleyecek sözü bu kadar az mı; şaşırdım doğrusu.
Özellikle de Uzun Hikâye'de ürün veren kullanıcıların Orhan Veli'nin öyküsü gibi tadından yenmeyecek bir örneği nesneleştirerek öykü adına çok güzel çıkarımlar, çok verimli tartışmalar ve polemikler üretebileceklerini düşünüyorum.
Yanılıyor muyum?
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Öyküde Orhan Veli'nin bazı özellikleri, alışkanlıkları, zaafları da vurgulanmış gibi geldi bana;
onun sigara, içki, sanırım bir parça da kumar alışkanlığını,
bir yanıyla, günübirlik, gelecekle ilgili tasarımlarla gününü karartmayan bir yaşam felsefesini,
ev kirasını ödeme, düzenli olarak öğle, akşam yemeği yiyemediğini, kahveyi içmeyi sevdinini, ama zaman zaman bulamadığını,
cümlesiyle, özellikle hayalleri konusunda hiç de alçakgönüllü olmadığını düşündürten cümleler gibi geldi bana.
Şu cümle de beni çok etkiledi;
Onun günlük, sohbet eden, alçakgünüllü, kendini bile tüm iyi-olumsuz yanlarıyla sergileyen diline hayran kalmamk elde değil. Bu nedenle belki de bu kadar çok sevildi. Anlam bulanıklığı yok onda. Açsa karnı; "Karnım aç!" diyor.
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Barış Acar'ın yerinde şaşkınlığını, belki de son günlerdeki artan sıcaklarla, kıyısından-köşesinden bir, "oblomov" haline doğru gittiğimin bana sezdirilmesi olarak algıladım ve kendimi hemen uyardım.
Ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum.
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Öykü Yaprak dergisinin 1949 yılındaki sayılarından birinde yayımlanmış. Yukarıdaki linkten tek yaprak olarak yayımlanan bu derginin bütün sayılarına ulaşmak mümkün. İşsizlik öyküsü Sabahattin Eyüboğlu'nun ve Suat Taşer'in yazılarıyla birlikte yayımlanmış. Aynı zamanda Veli'nin "İçerde" şiiri de eşlik ediyor öyküye.
Demek o aralar gerçekten işsizlikten muzdarip ünlü şair.
Öykünün anlatımında en çok dikkatimi çeken şey, konudan konuya geçmekteki ustalığı oldu. İşsiz güçsüz bir adamın her telden bahis açmaya meyilli, adeta karnını sözle doyurmaya çalışır gibi konuşup durması çok hoşuma gitti. Bu yüzden mayonezli levrek tarifi öykünün belkemiği gibi geldi bana. Konuyla tümüyle ilgisiz bir anlatının gelip öykünün merkezine yerleşmesi...
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
"Melâli anlamayan nesle âşina değiliz."
Bu cümle Haşim'in sık alıntılanan bir dizesidir. Mehmet Sürücü'nün yorumundan sanki bu cümle Orhan Veli'ye aitmiş gibi bir anlam çıktığından ifade etmek gereği duydum. Şiir için bkz.. "O Belde"
Öyküyü bir kez okuyup üç kez dinlediğim halde hâlâ üzerine bir şey söylememiş olmam, dinlemenin keyfine varamamaktan herhalde. Öykü ne zaman aklıma düşse bir kez daha dinlemek istiyorum, sonra da not alabilmek için öyküyü durdurmaya kıyamıyorum.
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Haşim'in şiirini defalarca da okusam içindeki gizlere vakıf olamayacağım anlaşılan. Yeni Türkçe'yle de okusam sonuç değişmiyor.
Peki Orhan Veli gibi, eski şiir anlayışıyla böylesine hesaplaşmaya girişmiş bir şair neden Haşim'i anıyor öyküsünde. Olasılıkla öykünün tonuna sinmiş olan alaysılık burada da devreye giriyor. İşsizlikle bunalmış da olsa bal gibi yaşayan, bu yaşadığı şeyden de beis duymayan bir karakter olarak "melal"in içerdiği duyguların kendisinde yer etmediğini mi vurgulamaya çalışıyor? Kendisini o nesilden sayarak Haşim'e, hem de aç karnına mayonezli levrekten lakırdı açarak meydan mı okuyor?
Kimbilir?
Eren "keyfine varamamak" demiş ama, herhalde, "tadına varamamak" ya da "keyfine doyamamak"tan söz ediyor olmalı.
Bu arada Müşfik Kenter'in sesiyle Orhan Veli'yi dinlerken ben de benzer duygular yaşıyorum. Hatta Orhan Veli'nin kendisi çıkıp gelse de şiirlerini okumaya ya da bu öyküyü seslendirmeye kalksa, kim bu taklitçi diye ayağa kalkarım.
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Öyküyü dinlerken, Müşfik Kenter'in ustaca gizlediği, Orhan Veli'nin yazma becerisi içinde öne çıkan dönüşlülükler dikkatimi çekti. Daldan dala atlayan anlatı içinde "mesela"yla, "misal"le başlayan her alt anlatı bitişinde baştaki cümleye geri dönülüyor. Böylece okuyucu öykünün bütünlüğünü kaybetmiyor.
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
Düşünceleri ile Veli. Oturup konuşmaya dalmış da şeffaf bir kağıt onlar görmeden nasiplenmiş sohbetlerinden...
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
ironinin dibine vurmuş orhan veli.. bir yanda beyaz dişli meryemke, diğer yanda denizlerden esen rüzgarın saçlarında eğlendiği hasret ve gurbet melaliyle hüzünlenip akşam ufkuna bakan dilber..bir yanda denizlerden kadının saçlarında eğlenmek için esen rüzgar, diğer yanda denizlerden mayoneze bulanmak için tutulan levrekler...
ah "o belde!"..neyin nesidir ki o ? şu "ayrı kaldığımız" adı var kendi yok belde nedir, neresidir ki? cevap gelir orhan veliden : karnımın gurultusunun sorumlusu olan petrol diyarıdır "o belde"..bu yüzden "o belde" ancak karnım acıktığında hatrımdadır. karnımın hatrına anarım o beldeyi ben" o hatırdır ki, icat ettirir adama mayonezli levreği.
hayali kıtadadır her halükarda "o belde", hem haşim için hem de veli...ancak birine hayali karnı kurdurur, diğerine hüzünlü dilber...hüzünlü dilberin kurdurduğu hayalden ise "sindirilimiş bir levrek" uyandırıverir adamı hep. ah bir sıkıştı mı insan, dinler mi hüznü, dilberi..haşim bile demez mi "sen, ben, deniz ve bu akşamın titrettiği ilham telleri, işi bitirilmiş levreğin titrettiklerinin yanında... " aramaz mı adam bir kutu köşe, bir oturak titretmek için... inancı sarsmaya bir orhan veli yetmez sahiden, ama işi bitirilmiş bir levrekçik söyletiverir adama : "Melali anlamayan nesle aşina değiliz." diye...pek bir "içten" gelir hem bu kez "melal"..
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
İşsizliğimin sıkıntısıyla mekanik sayfalar arasında dolaşırken bir not okuyuverdim : "Bilgisayarımın hoparlörü bozuldu ve ben üşendiğim için gidip yeni bir tane almıyorum. Altyazılı filmleri hoparlörsüz izliyorum, bazı efektleri, arabanın fren sesini, kadının korkunca attığı çığlığı ben çıkartıyorum kendimi o sessizliğe kaptırıp. Çok üşengecim. Ne üşengeçliği? Para yok ondan, ama gel de kendine itiraf et işte!" Sonra bu anekdota yapılan bir yorumu okudum : " Reçete; Orhan Veli'nin 'İşsizlik ' öyküsü :)" Aynı dertten muzdarip olduğumdan "reçete" sözcüğüne kilitlendi gözlerim ve bu sayfada buldum kendimi.Orhan Veli anlattı Müşfik Kenter'in sesiyle,ben dinledim.Orhan Veli yine,bir kez daha bana her şey için daha neşeli hissettirdi anlık da olsa.Ondaki muzip çocuk,kederliyken de,keyifliyken de,öfkeliyken de hep oralarda dolandığını hissetttiğim muzip çocuk,benimle oyun arkadaşı olur muydun acaba? Benimkinde hep bir hüzün,hüzün,hüzün...Çok mu geç ki? Müşfik Kenter'de de var bu muzip çocuktan bir tane,yoksa nasıl bu kadar iyi hissedip içten dillendirirdi ki bu çocuğu? Açım ve yazıyorum ,en azından şu an senin gibi yapabildim değil mi sevgili Orhan Veli?
Re: Orhan Veli Kanık - İşsizlik
çok hoş bir öykü gerçekten arkadaşların da söylediği gibi tadına doyulmuyor. yapılan yorumlardan sonra fazla söyleyebilecek fazla bir şeyim olmasa da özellikle Barış Acar ve Mehmet Sürücü'nün bahsettiği kısımlar dikkatimi çekti benim de ve gerçekten çok keyifle dinledim.