UzunHikâye Öykü, inceleme, eleştiri



Necati Cumalı - Aylı Bıçak

17 Oca 2010

"Aylı Bıçak"
Necati Cumalı
Can Öykü Antolojisi
Can Yayınları, 2007, İstanbul
sf. 21-29

Kategori:

Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Cumalı'nın daha önce okuduğumuz öykülerinde de cinselliğin, özellikle kadın cinselliğinin anlatımındaki doğallığı kayda değer bulmuştuk. "Aylı Bıçak" bu anlamda daha önce okuduğumuz öykülerdeki izlenimi güçlendiriyor. Pek çok değişik etmenin birbirine "düşman" ettiği 3 "iyi" insan.

Öyküde duvarda asılı çifteyi de, toprağa saplanan bıçağı da gösteriyor yazar bize, ama Çehov'a gönderme yaparcasına ikisini de kullandırtmıyor. Öyküde Firdevs'le adama aşağı yukarı eşit yer ayrılmışsa da herhalde adamın ruh hali ve düşünceleri öykünün omurgasını oluşturuyor. Ağır başlılığı, çifteyi alıp üstlerine yürümek yerine ayrılık gününü beklemesi...

Bir de Cumalı zaman zaman araya girip bizimle konuşmasa daha büyük keyif alacaktım öyküden. Yazarın sesini duyduğum aşağıdaki bölümler olmasa öykü çok şey kaybetmezdi diye düşünüyorum:

""
Yeni komşuları durumu kendilerinden daha kötü, kendilerinin de acıyabileceği biri olarak gördüler adamı. Kendi üstün durumlarını kanıtlamanın verdiği bir gönül rahatlığı ile yardımsever kesilerek adamın yaşayışını düzene koymaya kalktılar.

""
Firdevs'le evlenmesine aracı olan komşuları daha da bencilleşmişlerdi böyle konuşurlarken. Adama acır görünerek bu türlü küçültücü bir olayın kendi başlarına gelmeyişinin tadını çıkarıyorardı gerçekte.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Yanlış bilmiyorsam, eskiden demircilerin döverek yaptıkları bıçaklara (kama demek daha doğru) birkaç tane kan yolu dedikleri kanallarla birlikte, ")" şeklinde ay işaretleri de yaparlarmış. Aylı bıçağın bir gönderme olabileceğini düşündüm. Tabi ki seviştiklerinde, üzerine ayın şavkının vurması ayrı bir şey katıyor öyküye.
Bunu ne şekide yorumlayabiliriz? Bu konuda düşünmek gerekir mi?


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Necati Cumalı'nın öyküsü toplumsallıkla bireyselliği "cinsellik" temasında birleştiren öyküler gibi geliyor bana. Buradaki cinselliğin niteğiliğini daha önce, diğer öykülerini incelerken, çeşitli kereler tartıştığımız için tekrar üzerinde durmayacağım.

Aylı Bıçak, daha önce okuduğumuz Soluk Almak öyküsünü andırıyor ilk bakışta. İki öykü de kadının konumunu, davranışını ve kadın ile erkeğin sözsüz anlaşmalarını benzer şekillerde işliyorlar.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Öykünün en güzel, çağdaş yanı taraf tutamamıza neden oluşu. Belki bir parça "taşra insanı" yaklaşımını eleştirebiliriz. Ama bunun da pek bir anlamı olacağını sanmıyorum. kaldı ki öykünün geçtiği yer taşraya pek de uzak bir yer değil sonuçta. İzmirin dibinde bir yer.

"Giritli'nin köpeği", "Kavalalının köpeği" sözcükleri bana o yörenin muhtemelen 1921 Mübadelesinde gelen muhacirlerin yoğunlukla yerleştikleri bir bölge olabileceğini düşündürttü.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

eren dedi ki:
Öyküde duvarda asılı çifteyi de, toprağa saplanan bıçağı da gösteriyor yazar bize, ama Çehov'a gönderme yaparcasına ikisini de kullandırtmıyor. Öyküde Firdevs'le adama aşağı yukarı eşit yer ayrılmışsa da herhalde adamın ruh hali ve düşünceleri öykünün omurgasını oluşturuyor. Ağır başlılığı, çifteyi alıp üstlerine yürümek yerine ayrılık gününü beklemesi...

Ben de, Eren gibi, bıçak imgesini neden kullandığını sordum başlangıçta. sonra bunun öyküyü tam ortadan ikiye böldüğünü gördüm.

Kenan bıçağı toprağa saplayana dek öykü Firdevs'in öyküsüydü. Bıçak ortaya çıktıktan sonra ise kocasının öyküsü oldu.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Kenan, öyküde gerçek bir karakter gibi durmuyor. Onun -bir şekilde- köyle, köylüyle sinsice birleştiğini düşünüyorum.

Köylü, Kenan'ın tarlalar arasından hızlı hızlı geçişinden başlayarak her şeyi biliyor. Görüyor. Gözlüyor. Başlangıçta evliliği ortaya atan onlar olduğu gibi, sonuçta kendilerine pay çıkartan da onlar.

""
Adama acır görünerek bu tür küçültücü bir olayın kendi başlarına gelmeyişinin tadını çıkarıyorlardı gerçekte.

Sanki Kenan köylünün yüzyıllar boyunca sahnelediği bir oyunun simgesi ya da yazarın bunu böyle düşündüğü sonucunu çıkarıyorum buradan.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Aylı bıçağın varlığı, ifade ettiği üzerinde biraz düşünmek gerekir bence. Sonuçta yaptıkları bir yasağı çiğnemek. Çıkarılıp toprağa, elinin uzanabieceği bir yere, toprağa saplanan bıçak bir güç, güven ve erkeklik simgesi. Aynı zamanda da gözüpeklik, korkusuzluk ve olabilecek her şeyi kabullenmişliği ifede ediyor bence. Bıçakla cinsellik arasında (Freud tarzı) bir bağıntı kurulabilir mi bilmiyorum.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Mehmet Sürücü dedi ki:
Bıçakla cinsellik arasında (Freud tarzı) bir bağıntı kurulabilir mi bilmiyorum.

Cumalı'nın bu tür imgeleri her zaman kullandığını söyleyebilirim. Bunun da epeyce farkında. Farklı noktalardaki notlarımı aktardıktan sonra, toplu olarak bakarken bu noktaya tekrar dönmek istiyorum.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Resimde bıçağın sapına yakın, dip bölümünde dikkat edilirse iki "(" işareti görülebilir.

foto - kaynak

osmanli-cift-kan-oluklu-saldirma.jpg

Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Öykünün ana karakterleri Firdevs ve kocası olmasına karşın, altmetin tümüyle köylü ve köylülük üzerine dönüyor bana kalırsa. Daha giriş cümlelerindeki şu ifadeler

""
Çardak, çok yaşlı, en azından bin yıllık bir zeytin ağacının altında kurulmuştu. Uzun bir yaz geçmişti üzerinden.

bana köylünün sıkıntı içindeki bekleyişini, yükselmiş bir gerilimi çağrıştırıyor.

Daha ileride, örneğin, Firdevs Kenan'ın tarlalar arasındaki ilerleyişini takip ederken, köpeklerin önce saldırgan sonra yaltaklanan tavırları köylünün bakışlarına işaret ediyor sanıyorum. Köpeklerle beraber köylü Kenan'a eşlik ediyor.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

""
Kendi üstün durumlarını kanıtlamalarının verdiği bir gönül rahatlığıyla yardımsever kesilerek adamın yaşayışını düzene koymaya kalktılar.

ifadesi bu noktayı tam olarak perçinliyor.

Ancak tekrar altını çizmekte yarar var: Bu, köylünün gerçek pozisyonu mu, yoksa yazarın köylüye ilişkin yargısı mı; bu ucu açık bir soru.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Barış Acar dedi ki:
Kenan, öyküde gerçek bir karakter gibi durmuyor. Onun -bir şekilde- köyle, köylüyle sinsice birleştiğini düşünüyorum.

Köylü, Kenan'ın tarlalar arasından hızlı hızlı geçişinden başlayarak her şeyi biliyor. Görüyor. Gözlüyor. Başlangıçta evliliği ortaya atan onlar olduğu gibi, sonuçta kendilerine pay çıkartan da onlar.

""
Adama acır görünerek bu tür küçültücü bir olayın kendi başlarına gelmeyişinin tadını çıkarıyorlardı gerçekte.

Sanki Kenan köylünün yüzyıllar boyunca sahnelediği bir oyunun simgesi ya da yazarın bunu böyle düşündüğü sonucunu çıkarıyorum buradan.


Firdevs ve adamla karşılaştırınca Kenan gerçekten de silik, yalnızca endamıyla tanıdığımız bir öykü kişisi. Köylü hakkında yapılan yorumlar da yazarın arada sırada araya girme ihtiyacı hissettiği noktalar da Barış'ın bu yorumunu destekliyor bana göre. Öyküde bir türlü kullanılmayan bıçakla çiifte de köylüye rağmen, hattâ onlara karşı kullandırılmıyor sanki...


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Zeytin dalları arasındaki belli belirsiz, çardağın yaprakları arasında büyüyen uğultular çıkaran rüzgar, çekirge ötüşlü gece, diğer yandaki keçilerin tıksırmaları, uzaklı yakınlı köpek havlamaları, buna benzer geceleri ortalığa çıkan çeşit çeşit hayvanların sesleri. Öylesine başarılı bir mekan betimlemesi yapılmış ki. Çocukluğumda birkaç yıl, yazları dağdan keçi sütü taşıdığım günleri anımsadım bir anda. En çok da o nereden geldiği belirsiz köpek havlamalarıyla, keçilerin tıksırmalarını… Şunu söyleyebilirim sanırım; bunları böyle bir yerde en az birkaç gece kalarak yazmış olmalı. Veya çocukluğundan kalanlara dayanarak. Çardağı hayal etmeye çalıştım. Bizim yaptığımız çardaklar genelde bir ağacın üzerine veya bir ayağı yerine ağacı kullanarak, kalın merteklerin üzerine tahte ve kalaslar döşenerek yapılır. Üzeri de yumuşak eğrelti otuyla döşenir. O harika bir şeydir. Sıcak yaz günlerinin en zevkli yanıdır. Çocukluğumda mısırları domuz yemesin diye çardakta beklerdik. İnsan kokusunu alan hayvan uzak dururdu oralardan.

Buradaki çardak zeytin ağacından daha alçak. Muhtemelen kalın mertekler üzerine kurulmuş, yerden bir metre yükseklikte, etrafı da defne dallarıyla örülmüş. Bunu bilmek ne işimize yarayacak? Öyküyü yorumlamak için gerekli mi bunlar? Diyecekler olabilir. Bilemiyorum. Öylesine, gevezelik olsun diye yazıldı belki de.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Öyküde toplumsal olanın yanında ikincil olarak işlenen bir izlek daha var. Cumalı, ana temada köy, köylü ve evlilik gerilimi üzerinden toplumsal bir değerlendirmeye yer verirken, ikincil planda aşk ilişkisine odaklanıyor.

Ancak, ben, burada aşkı Firdevs üzerinden anlattığını düşünmüyorum. Bana kalırsa, Cumalı'yı ilgilendiren aşk, karşılık beklemeden seven kocanın aşkı. Kutsal kitap mesellerini çağrıştıran bu aşkın farklı tezahürleri de var. Öncelikle ölen karısının yasını tutan adam, aşkın bağlılık kısmını temsil ediyor. Neredeyse tanrısal bir başkaldırıya bile yüz sürüyor bu aşk.

""
Oysa bir türlü bağışlayamadığı, pisi pisine ölümüydü karısının.

"Dengim değil." sözünün gücü burada ortaya çıkıyor. Çift anlamlı bir söz bu her anlamda. Bir yandan kendisini ölen karısının eşi olarak gördüğü için yüceltiyor. Öte yandan yaşlılığı bahane ederek yücegönüllük yapıyor. Nereden bakılırsa mesihce bir tutum.

Ancak git gide bu sert tutum aşkın doğasına/ onun çekiciliğine bırakacak yerini. Cumalı bu noktada her zaman tensel davranıyor. Bedenli oluşu ("toprak ve bıçak oluş"taki gibi) ön planda tutuyor. Kimse onların gücüne başkaldıramaz diyor sanki.

""
Bir kadın bu kadar güzel olabilir mi?

sorusunun naif gücü, karısının sevgilisiyle buluşmasından sonraki uykusunu tarif ederken ki,

""
...bütün gün koşmuş oynamış çocukları andırırdı uykusu

ifadesinin sevecenliği ve öykü bağlanırken bile erkeğin içinde çakıp duran tenselliğin rahatsız ediciliği sarsıcı bir üslupla aktarılıyor bence.

""
Yine de o yalancı umut, yüreğinin uzak bir köşesinde, kabuğunu çatlatıp çıkan küçük bir böcek gibi kıpırdıyordu hafiften hafiften.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Kenan'ın gerçek bir karakter gibi durmamasının nedeni bence daha derin bir çıkmazın içindeki koca'nın varlığı. Burada adamın duyguları, çözümsüzlüğü, acıları bir yanıyla bir çok şeklide kanıksadığımız aşk, aldatma öykülerinin ötesine gönderme yapıyor. Adamdan nefret edeceğimiz bir şey bekliyoruz. Bulamıyoruz.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Köyde adama Firdevs’i karısı yapan köylülerdi, Kenan bağlar arasından gizlice Firdevs’le yaşadığı yasak bir aşka doğru giderken, perdelerin aralarından bakıp, ne yaptıklarını bilenler de yine onlar. Sanki toplumsal bir deney yaparcasına, veya her koşulda, iyi-kötü yargılarının ötesinde sadece “bilmek” , “hakkında konuşmak” için yapılmışçasına.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Öyküyü şu aşağıda alıntılayacağım bölüme kadar sabit sayılabilecek bir tempoda, tasvirlerin tadını çıkararak okudum.

""
Ayağa kalkınca sırtüstü yatan kocasına takıldı bakışları. Gözleri açıktı adamın. Karanlıkta yeşili seçilen otlar gibi donuk, gölgeli bir çift göz çardağın tavanına dikilmiş kalmıştı. Firdevs çardağın kapısına doğru ilerlerken yine öyle kımıltısız kaldılar. Adam gözleri açık uyuyordu sanki.

Fakat bu cümlelerle birlikte öykünün yönü de benim okuma tempom da değişti. Kadının adama rağmen çardaktan ayrılışı, adamın kadının ayrılışına kayıtsız gibi görünmesi... Öykünün içine aylı bıçak gibi saplandı.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Barış Acar dedi ki:
Mehmet Sürücü dedi ki:
Bıçakla cinsellik arasında (Freud tarzı) bir bağıntı kurulabilir mi bilmiyorum.

Cumalı'nın bu tür imgeleri her zaman kullandığını söyleyebilirim. Bunun da epeyce farkında. Farklı noktalardaki notlarımı aktardıktan sonra, toplu olarak bakarken bu noktaya tekrar dönmek istiyorum.

Dün akşam tekrar bu konuya dönecek gücü bulamadım kendimde. Şimdi, dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım.

Necati Cumalı öykülerini okurken sanki bu öyküler birer kurgu ürünü değillermiş de, yazarın yaşantısından, gözlemlerinden aktardığı notlarmış gibi gelir insana. Edebiyat çevrelerinde de Cumalı'nın sadece, avukatlık dolayısıyla gezdiği kırsaldaki yaşantıyı anlattığı yolunda küçümseyici bir tavrın hakim olduğunu söyleyebilirim. Bu tavra "edebiyat adamı" denilen, dışarıdan (geriye) bakarak yargılayan, yazarın özyaşamöyküsü, toplumsal dinamikler ve tarihsel gelişmeler gibi çerçeveleri bilmenin getirdiği rahatlıkla konuşan entelektüel tipinin neden olduğunu düşünüyorum. "Kurmaca"yı tek başına yazınsallık olarak gören bir kuşağın hezeyanı gibi geliyor bana bu eleştiriler.

Cumalı öykülerinde, muhakkak ki, deneyimlerini ve gözlemlerini kullanıyor. Ancak bu, öykünün çatısını kurarken sadece aktarmacı bir üslup takındığını, edebi referanslarının olmadığını ya da yetersiz olduğunu göstermiyor. Cumalı'nın öykülerinde, ben, Aylı Bıçak'ta da olduğu gibi, iyi atılmış bir temel, güçlü ayaklar ve sağlam bir çatı buluyorum. Karakter kurulumu, mekânsal belirlemeler, olay örgüsünün işlerliği, simgelerin kullanımını gibi öykünün yapısal öğlerinin dikkatli bir şekilde kullanıldığını görebiliyoruz burada. Köylülük üzerine ilerleyen altmetin, cinsellik ve güzelliğin işlendiği yan öyküler, bu öğelerin kurgu düzeninde de devam ettiğini ispat ediyorlar bence.

Aylı Bıçak, gerçek yaşantıyı referans aldığı için, Cumalı'nın yazdıklarını, onun yazarlığını hor görenlerin omzunun hemen üzerinde, toprağa saplı, parlamaya devam ediyor bana kalırsa.


Re: Necati Cumalı - Aylı Bıçak

Uzun Hikâye'ye daha önce aktarılan, 1982 yılı Varlık dergisinde yayımlanmış söyleşisindeki şu notlar Cumalı'nın kurgu üzerine çokça düşünmüş olduğunu gösteriyor.