Kara bir gölde
debelenir durur hep
Zeus'un oğlu.
Karabatak
Geçen geminin
tanığı karabatak
deniz uykuda
Geçen geminin
tanığı karabatak
deniz uykuda
|
Yazar: özak
Gün çekilirken her şey daha gerçek, pervasız ve yalın. Yalnızlık daha ürkünç. Uyusam geçer belki ya da şuracıkta ölüversem. Yok olsam incinmem artık şu var olma saçmalığından.
Nasıl dingin, huzurlu bir sabaha uyanmıştım oysa. Son...
|
|
Yazar: gönenç kaytaz
Merdivenleri dörder beşer iniyor, daha az önce baktığım kol saatime tekrar bakıyordum. Neredeyse akşam olmuştu. Akrebi sekizin üzerine doğru çeken yelkovan kalbimin atışlarını tekrar hızlandırmış ve böyle anlarda her zaman yaptığım gibi...
|
|
Yazar: Mehmet Sürücü
Lodosun sokaktan havalandırıp, kahvehanenin açık kapısından içeri savurduğu mor soğan kabukları, havada kararsız hareketlerle dalgalandıktan sonra, birisi pencereye doğru yönelirken, bir diğeri sıcak su kazanının kenarına çarparak,...
|
|
Yazar: özak
Gecikti mi servis? Yok var daha. Ben huzursuzlandım. Çocuğun keyfi yerinde oysa. Çizdiği yamuk doğruda sekip duruyor mutlu ve güleç. Akşama dek gelmese servis, şikayetsiz oynar böylece. Bir de ben kurtulsam şu müşteki halimden. Perdeyi...
|
|
Yazar: Mehmet Sürücü
Akşama doğru, gölgeler duvar diplerinden, sokağın ortasına doğru uzamaya başladığında, öğlen kesilip, tekrar esmeye başlayan poyraz, akasyanın sararmaya başlamış yapraklarından birkaçını daha dibine dökerek, altında yatan, yırtık, pis,...
|
Siz de öykülerinizi bizimle paylaşmak isterseniz, işe şu başlığa göz atmakla başlayabilirsiniz: "Uzun Hikâye'de Öykü Yayımlamak"
Re: Karabatak
Nazire:
Re: Karabatak
Nazirem pek iyi olmadı. Oradan aldığım cesaretle biraz üzerinde konuşmak istiyorum
Barış'ın haikuda ses üzerine söylediklerini uzun süre düşündüm. Düşünmeye devam ediyorum. Son dizedeki "Bak akrabatak" biraz da o düşüncelerin etkisiyle ortaya çıktı. Ama "taka taka tak" sesinin karabatakla pek ilgisi olmadığı için biraz tuhaf kaçtı, diye düşünüyorum. Silahtan, geveze bir adamdan, bir makineden bahsediyor olsaydım belki daha anlamlı olacaktı "bak karabatak".
Diğer yandan haikuda iki anlamlılık hoşuma gidiyor. Haiku kendini hemen ele vermesin, düşündürsün ve birden çok kapıya çıksın söylediği... "Kesme" denen şeyi böyle anlıyorum en azından. Bu son dizenin, pek başarılı olmamakla birlikte böyle bir işlevi de var. Sessiz gecede geçmekte olan gemiyi izleyen biri yanındakine o sırada gördüğü bir karabatağı gösteriyor olabilir mi? Yoksa sessiz gecede geçmekte olan gemiyi izleyen bir karabatağı, onun şaşkın ve tedirgin bakışlarını mı tasvir ediyor? Belki de karabatakla konuşan yalnız bir adamın hüznünü anlatmaya çalışıyor bize...
Dediğim gibi, haiku yeterince başarılı olsaydı, bunları anlatmak ihtiyacı hissetmezdim herhalde, haiku tek başına anlatıverirdi hepsini
Re: Karabatak
Yanındakinin bir karabatak olduğu da düşünülebilir bu durumda
Re: Karabatak
Şenyüksel'in haikusu bende ağırlıklı olarak bu etkiyi bıraktı. Nedense -deniz uykuda olduğundan herhalde- bu manzara bir gece vakti canlandı gözümde
Re: Karabatak
Denizin uyku hali ve gece arasında direkt bir ilişkilendirme var aslında. Karabatağın suya ya da geceye batar çıkar halleri, geçen gemiye tanıklık edebilmesine yardımcı oluyor. Yani karabatak, deniz gibi bütünüyle uykuda ve geceye ait değil, başını denizden ya da geceden her çıkarışında gecenin ve denizin göremediğini görebiliyor. Haikuyu bu düşünce üzerine kurmaya çalıştım.
Re: Karabatak
Karabatak gerçekten de denize bir girip bir çıkan bir denizin altında, sessizlikte/uykuda bir denizin dışında değil midir? Geminin hareketiyle denizin uykusu arasında kurulan karşıtlık, karabatağın bu ikisi arasında gidip gelişi çok güzel gerçekten de.