Kara bir gölde
debelenir durur hep
Zeus'un oğlu.
Hadi
"İshak"
Onat Kutlar
YKY, 2009
sf 33-45
Öykü forumdan kaldırılmıştır. Bkz.: Forum İşleyişi
"İshak"
Onat Kutlar
YKY, 2009
sf 33-45
Öykü forumdan kaldırılmıştır. Bkz.: Forum İşleyişi
|
Yazar: özak
Gün çekilirken her şey daha gerçek, pervasız ve yalın. Yalnızlık daha ürkünç. Uyusam geçer belki ya da şuracıkta ölüversem. Yok olsam incinmem artık şu var olma saçmalığından.
Nasıl dingin, huzurlu bir sabaha uyanmıştım oysa. Son...
|
|
Yazar: gönenç kaytaz
Merdivenleri dörder beşer iniyor, daha az önce baktığım kol saatime tekrar bakıyordum. Neredeyse akşam olmuştu. Akrebi sekizin üzerine doğru çeken yelkovan kalbimin atışlarını tekrar hızlandırmış ve böyle anlarda her zaman yaptığım gibi...
|
|
Yazar: Mehmet Sürücü
Lodosun sokaktan havalandırıp, kahvehanenin açık kapısından içeri savurduğu mor soğan kabukları, havada kararsız hareketlerle dalgalandıktan sonra, birisi pencereye doğru yönelirken, bir diğeri sıcak su kazanının kenarına çarparak,...
|
|
Yazar: özak
Gecikti mi servis? Yok var daha. Ben huzursuzlandım. Çocuğun keyfi yerinde oysa. Çizdiği yamuk doğruda sekip duruyor mutlu ve güleç. Akşama dek gelmese servis, şikayetsiz oynar böylece. Bir de ben kurtulsam şu müşteki halimden. Perdeyi...
|
|
Yazar: Mehmet Sürücü
Akşama doğru, gölgeler duvar diplerinden, sokağın ortasına doğru uzamaya başladığında, öğlen kesilip, tekrar esmeye başlayan poyraz, akasyanın sararmaya başlamış yapraklarından birkaçını daha dibine dökerek, altında yatan, yırtık, pis,...
|
Siz de öykülerinizi bizimle paylaşmak isterseniz, işe şu başlığa göz atmakla başlayabilirsiniz: "Uzun Hikâye'de Öykü Yayımlamak"
Re: Onat Kutlar - Hadi
tarazlanmak: Kumaşın üzeri tel tel ipliklerle kaplanmak, iplikleri kabarmak. (Kaynak)
Re: Onat Kutlar - Hadi
Forum sakinleri buralardaysa, bu akşam öyküyü okumaya başlayalım, derim. Ben öykü okumayı, üzerine konuşmayı özlemişim. Abdullah'ın paylaştığı Dizdaroğlu yazısından bir alıntıyla başlayayım.
Çocukla kedinin ilginç bir ilişkisi var sanki. Öykünün en başında bunlardan iki ayrı varlık gibi söz ediliyor. Fakat anne eve geldikten sonra bu ikisi bir oluyor. En azından annenin gözünde öyle olduğunu biliyoruz. Adam, anne ilk söylediğinde yarı inanır yarı inanmaz bir tavır takınıyor. Ne düşündüğünü pek bilemiyoruz. Bu, bana, çocuğu ölen bir annenin onun evdeki boşluğunu doldurmak üzere evini bir kediye açması gibi de geldi. Kediyle çocuğun bu birliğini biraz da zorlayarak öyle okumayı deneyebiliriz diye düşünüyorum.
Kedinin vişneçürüğünün üzerine kıvrılıp oturduktan sonra yok olması, o noktadan sonra takip ettiğimiz gözlerin bir kedi gibi kanepenin altına girmesi, sonra annenin o gözlere atfen "Kedi canım," demesi...
Re: Onat Kutlar - Hadi
O.Kutlar'ın sinemadan geldiğini çok rahat anlayabildiğimiz bir öykü "Hadi". Aynı saptamayı H.Taner için de sık sık kullanmıştık. H.Taner'de öne çıkan dekor, O.Kutlar'da ise sahne olarak farklı ayrıntılarla beliriyor. Zamanla ve farklı öykülerle bu konuyu biraz daha açabiliriz. Öyküdeki dil kullanımı, benzetmeleri başarılı buldum.
( Burada ikinci kısımda bir uyum sorunu olsa da ilk kısım (koyu kısım) aklımda kaldı.
Re: Onat Kutlar - Hadi
Öyküde çocuğun ölü olduğu açıkça söyleniyor. Öte yandan bu ölü çocuğun bütün öyküyü bir orkestra şefi gibi yönettiğini de hissediyoruz. Onun "Hadi!"leri saatin tiktakları gibi yapılacak her harekete alan açıyor. O "Hadi!" demese zaman ilerlemeyecek, öykü akmayacak, her şey duracak. Kutlar'ın sinemayla yakın ilgisi göz önüne alındığında belki "orkestra şefi" yerine "yönetmen" demek daha yerinde olacak. Sürekli "action!" diyen bir yönetmeni duyar gibi olmadınız mı siz de?
Re: Onat Kutlar - Hadi
Çocuğun "Hadi"si de annesiyle buluşma anı olarak düşünülebilir mi? "Hadi" öykünün can alıcı sahnesi gerçekleşsin (ölüm anı) ve biz buluşalım....
Re: Onat Kutlar - Hadi
Yine Abdullah'ın paylaştığı bir metinden:
Sizin izleniminizi merak ediyorum. Sizce bu çocuk ölü mü yoksa -yaptığına yaşamak denemese de- yaşıyor mu?
Re: Onat Kutlar - Hadi
Öyküye çok güzel başlamışsınız. Benim de iştahım kabardı doğrusu.
Re: Onat Kutlar - Hadi
Öyküye ilişkin yorumlarımı, şimdilik, diğer iletilere dokunmadan, paragraf paragraf metin üzerinde ilerleyerek eklemeye çalışmaya karar verdim (Ne de güç bir şeymiş yaptığım).
Re: Onat Kutlar - Hadi
"Bir kedi tarafından geçilmiş sofa" ne düşünür ki? Yazar kediye odaklanmamızı istiyor gibi, ama yine de alttan alta mekânlara dair bir öngörü taşıyor bu satırlar. Bunu çizmek lazım. Çizerek anlamak. Yoksa eksik kalacak. Kedi bahane. Hem de "telaşlı adımlarla" kadraja sokulmuş. Çünkü ardından "pusulacak" bir sofa geçişi bu. Sofaya karşı eşikte pusmak; odayla sofa arasında... Hem "sonsuz bir hızla odaya atılınabileceği"ne de inanmıyorum doğrusu.
Odada: Kedili ve kilimli odalarda, nedense, bir ayna olmalıdır; öyledir. Ayna, önemlidir. Hem, değil mi, "aynaya bakmak" edebiyat tarihi tarafından epey "tarazlanmış" bir imge. Kendisi görünür olmayana bakmaya çalışmak; tam kedi işi. Melun, kendine bakmadı, odaya, odadaki belirli bir şeye; aynaya baktı; sanki görülebilirmiş gibi, sanki görebilirmiş gibi, sanki orada oluşunun geçiciliğini görmüş gibi... Uzatılabilir! iyi ki uzatmamış Onat Kutlar; metni tarazlamamış.
"Gülünç bir kaplan" üzerine düşünmeli. Hiç gülünç kaplan gördüm mü ki?
Re: Onat Kutlar - Hadi
Bakmayın ne başta yazmadığıma, öyküde ilk dikkatimi çeken, çocuğun yavaş yavaş görünür olmasıydı. Gözlerden başlayıp öykü ilerledikçe bütün bedeni görünür kılmış yazar.
Ayrıntıları vermek konusundaki bu yavaşlık onu daha da gizemli kılıyor gözümde. Bu arada, şimdi metne yeniden bakarken öyküde "ağır ağır" ikilemesinin ne kadar çok kullanıldığını fark ettim. Bunu genç bir öykücünün acemiliği olarak mı görmek gerek?
Re: Onat Kutlar - Hadi
"Hadi". Nişanyan'a baktım. "Haydi"den geliyor. O da "Hay"a gönderiyor:
Kullanımı epey bir bağlamaşımı. Yine de "harekete geçirici"lik anlamının "kaygı"yla tanımlanması bu öykü için çok anlamlı geldi. "Duyulmayan, anlaşılan bir işaret" olarak "kaygı" der gibi...
"Rüzgârla odaya dolan" kedi: "Rüzgâr" - bir geçişlilik imgesi daha. Rüzgârın aynada sonlanması, kedinin soluğuyla aynaya yapışması, deniz canavarları tarafından korunan yansımalar... En çok da aynanın bir tarafının kırık oluşu. Bu öykü iyi bitmeyecek.
Re: Onat Kutlar - Hadi
Barış bir yandan, ben bir yandan birbirinden bağımsız sayılabilecek iki mecrada akmaya başladık. Belki önümüzdeki günlerde ötekinin mecrasına bakmaya başladığımızda başka başka sorularla öyküyü çoğaltmaya devam edeceğiz. Barış "Bu öykü iyi bitmeyecek." diyor, bence bu öykü hiç bitmeyecek.
Re: Onat Kutlar - Hadi
Peki "dışarı"nın bu kadar öykünün içinde olmasına ne demeli?
Re: Onat Kutlar - Hadi
Jale Özata Dirlikyapan düşündüklerime tercüman olmuş; öykü üzerine eğilirken yukarıdaki gibi bir üslup tutturmamın sebebi tam olarak buydu. Akıldışından yapılan bir atağı kendi üslubuyla yakalamaya çalışıyordum. Devam etmeye de niyetliyim. Belki ileride bu da bilimsel bir yöntem sayılabilir.
Öykünün "bitmeyecek" gibi uzamasının sebebinin de bu olduğunu düşünüyorum.
Re: Onat Kutlar - Hadi
Bu cümleyi düşünüyorum. Ormanın eve yaklaşması; hatta eve de değil, sofaya, aynaya, kediye, -Eren'in dediği gibi- "kedide bir çocuğun gözleri"ne yaklaşan orman. Kedinin "telaşlı" adımlarına karşın ormanın "ağır" adımları. Baştan beri üzerine söz etmeyi ertelediğim "vişneçürüğü"nün kurumuş kan rengi oluşuna doğru itiyor beni.
Re: Onat Kutlar - Hadi
Re: Hadi
Eren'in yönelttiği şu soruyla ben de öyküye dahil olayım.
Öyküyü okurken çocuğun ölü olduğunu hiç düşünmedim. Çocuk, öyküde Eren'in belirttiği yavaş yavaş "görünür olma" durumuyla ilişkili olarak çevresinde gelişen olaylara müdahele edemez durumda. İkincil bir durumda kaldığından ancak düşündükleriyle var olmaya çalışıyor. Aslında bir tür ölü olma durumu söz konusu.
Bu arada yorumumu netleştirmek için öyküyü tekrar okumalıyım. Yalınkat bir yaklaşım olabilir yazdıklarım.
Re: Hadi
Ormanın yaklaşmasının hemen ardından gelen kısım yukarıdaki. Bana kafası güzel bir babanın/ sevgilinin ürkütücü sonuçlara yol açan -vişneçürüğü kabardı- gelişini düşündürdü.
Sürekli "ayna"ya dönme metaforuyla ileride başa çıkabilirim belki.
Re: Hadi
Öyküde nesnelerin birbirine yaklaşıp uzaklaşmasını neyle açıklayabiliriz ki? Onu düşünüyorum ben de ...
Re: Hadi
Şurada Onat Kutlar'ın "Hadi" ve "Kül Kuşları" öykülerinin Ali Özgentürk tarafından sinemaya uyarlandığı bilgisi var. Anladığım kadarıyla Sır (1997) adlı kısa film bu iki öyküyü temel alıyormuş. Sır -yine anladığım kadarıyla- Yer Çekimli Aşklar adlı filmin de bölümlerinden birini oluşturuyormuş. Bütün aramalarıma rağmen bu filmden görüntülere ulaşamadım. İzlemiş olan yahut izleme olanağı olan arkadaşlara ilanen duyurulur.
Re: Hadi
Ben de bakındım; ancak bulmak şimdilik güç görünüyor.
Re: Hadi
Mutlak bir yalnızlık, o yalnızlık içinde kendiyle iletişim kurma çabası/ ihtiyacı. Bunun bir benzerini adam kendi sorduğu soruları cevaplayarak yapıyor sanki. Sürekli kendisiyle diyalog halinde. Adamla kadın sürekli kendileriyle meşgul oldukları (diyalog kurdukları) için belki de birbirleriyle iletişim kuramıyorlar. Kadın tabancayı görüp ağlamaya başlıyor, adamsa kadını bir elektrik düğmesini çevirir gibi susturmak istiyor.
Her ne kadar okudukça çocuğun ölü olmama ihtimalini ciddiye almaya başlamış olsam da elma yiyebilmek için dişlerinin çıkmasını bekleyen bir çocuğun bu kadar zaman boyunca ilgi talep etmeden uslu uslu olup biteni izlemesi bana inandırıcı gelmiyor (oysa ormanın kapıdan içeri dolması inandırıcı geliyor). O nedenle ben o küçük kız çocuğunun bir hayalet olduğunu; hattâ öykünün içinde yazarla okurun belirli bir anlam ortaya çıkarmalarını temsil ettiğini, bu bağlamda öykünün anlam buluşunun hayaleti olarak yer aldığını düşünüyorum (şimdilik). Onun gözlerinin hareketi ile kamera hareketi arasında, "Hadi!"leriyle yönetmenin "action"ları arasındaki bağ hayli kuvvetli geliyor.
Re: Hadi
"Kurbağa gözlü yaratık" ile kedi farklı farklı karakterler; sanki birbiriyle oynayan iki karakter. Git gide, kurbağa gözlü küçük kızın bir oyuncak olduğunu düşünmeye başladım ben. Özellikle kolunun altında tuttuğu, koyun çene kemiklerinden yapılma deve bana bunu düşündürdü.
Re: Hadi
Öyküyü daha iyi anlamam için Onat Kutlar : Yaşamı ve Yapıtları başlığındaki makaleleri okuyorum ve bazı alıntıları paylaşmakta fayda var.
Re: Hadi
Öykünün sonunda korkuyla elindeki devenin başını ısıracak olan bu kurbağa gözlü küçük kız umarım bu gece rüyama girmez.
Re: Hadi
Belki de öykünün en sevdiğim cümlesi (ara cümlesi) şu:
Re: Hadi
Bense her okuyuşumda şunu tekrar seviyorum:
Re: Hadi
Öyküde satır satır ilerlerken tahminimden çok yoruldum. Nereye kadar devam ettirebilirim kestiremiyorum. Keza genele ilişkin söylemek istediklerimin sayısı artıyor ve birbirlerine karışmaya başlıyorlar. Sanırım annenin gelişinden öteyi rahat bırakacağım.
Öyküyle ilgili daha önce gerçeküstücülükten söz etmiştim; belki daha detaylandırılabilir. Ancak Kutlar için asıl kaynağın Yeni Roman olduğunu söyleyebilirim. İshak yazılırken Robbe-Grillet'yi okumuş olduğunu ve özellikle de sinemada Yeni Dalga'dan etkilendiğini düşünüyorum.
Re: Hadi
Öykünün adı ve öyküde kimin söylediğini bilemediğim bu "hadi" ne anlama geliyor? Hadi'de bir telaş, bir acelecilik var. Niye neye acele ediliyor, kim bu acele eden? Annenin sevgilisi tarafından öldürülüşünde, çocuk ölümün ne olduğunu anlayamayacak yaşta olsa da kötü bir şey olduğunu sezinlerken bir yandan da kanepenin altından "hadi" mi diyor, "hadi" oyunu oynayan o küçük çocuk mu, kedi mi, anlatıcı mı, başka biri mi? Bu trajik durum neden eğlenceli bir üslupla anlatılmış...
Bunlara anlam veremedim.
Re: Hadi
Evet, yazar dil kaygısıyla öyküsünü örüyor. Öykünün ilk bölümü diyebileceğim -annenin gelişine kadar olan- bölümü tekrar okudum; daha sonra örnekleyeceğim birçok şiirsel ifadeler var. Yazarın belli an ve durumların kişi üzerindeki etkisini önemsediğini düşünüyorum.