UzunHikâye Öykü, inceleme, eleştiri



Cemil Meriç - Jurnal

10 May 2010

""
Katır ahırında Beethoven çalmak.

Don Kişot’un asaleti kötülüğü kılıçla yenebileceğini sanmasıdır.

Kelimeler bir zırh,bir kabuk, bir kale. Yaralanmamak için konuşuyoruz. Kelimeler bir hançer bir diş, tırnak, yaralamak için konuşuyoruz.

Hiçbir vedanın dönüşü yoktur. Gelen daima bir başkasıdır.

Einsteın’e “Graviasyon hakkında ki formülünüz Newton’unki kadar zarif ve sade değil ” diye takılmışlar. “Hakikati belirtmek istiyorsanız zarafeti terzilere bırakın” demiş.

Kayalar ezelden beridir denizleri dinler. Bir gün insanlar ve tüm canlılar dünyanın köhne tiyatrosundan çekip gittiklerinde de kayalar yine denizi dinleyecek.

Altınlarını cam boncuklar karşılığı dağıtan kızılderiliyi her zaman asil buldum, gülünç bulmadım. Cam altından daha değerli

İnci balıklara atılmak için yaratılmış olmasaydı istiridyenin içinde ne işi vardı.

Burası Doğu. Ahırından boşanan her azgın eşeğin vaktinizi, eserinizi, gururunuzu çiğnemek için plansız geldiği ülke(yer).

Kalabalık her yerde ırzını teslim edecek bir kahraman arar.

Zindanınızın kapıları açık, ama siz zindandaki bir hasır iskemle gibi onun bir nesnesi olmuşsunuz.

Hem kadeh, hem bade, hem de şuh sakidir gönül. İçtiğin hayal kadehindeki rüyalarındır. Yaşamak yaralanmaktır. Yaralanmak da güzel.

Mezar taşlarına konser veren adam, kemanının sesiyle kendinden geçebilir, ve taşlar, dinlemesini bilmeseler bile susmasını bilirler. Sen taşların diş gıcırdattığı, uluduğu, yılışık kahkahalar attığı, homurdandığı bir ülkede yaşıyorsun.

Adam vardır, Aristo’yu Atina Genelevlerinin nerede olduğunu sormak için köşe başlarında bekler. Adam vardır, kenef süpürtür Venüs’e. Ve kitabı, ağzına kadar ruhla dolu kutsal bir emanet olarak değil, maddi refahına hizmet edecek bir hüddam olarak görür.

Kalbi var kitapların, onları bir kerhane sermayesi gibi, haşin parmaklarla mıncıkladın mı senin oldular sanıyorsun. Gaflet. Senin olan sadece on dakikalık tenleri.

Havaya fırlatılan taş konuşabilseydi, mutlaka kendi arzusuyla yukarılara çıktığını söylerdi.

Jurnal - Cemil MERİÇ-İletişim

Kategori:

Re: Cemil Meriç - Jurnal

""
Havaya fırlatılan taş konuşabilseydi, mutlaka kendi arzusuyla yukarılara çıktığını söylerdi.

Bu sözün orijinali bir filozofa ait. Schopenhauer ya da Locke olmalı; tam olarak anımsayamıyorum. Meriç acaba kaynak gösteriyor mu, merak ettim.


Re: Cemil Meriç - Jurnal

Misafir kullanıcı dedi ki:
spinoza

Teşekkürler. Spinoza elbet. Çok emin değilim, ama sanırım Copleston'dan okumuştum.