Kara bir gölde
debelenir durur hep
Zeus'un oğlu.
Büyük Hızır Bey Konağı
M.Şevket Esendal
"Büyük Hızır Bey Konağı"
Gödeli Mehmet
Ankara, Bilgi Yayınevi, ilk baskı 1988
sf : 90 - 95 .
Öykü forumdan kaldırılmıştır. Bkz.: Forum İşleyişi
M.Şevket Esendal
"Büyük Hızır Bey Konağı"
Gödeli Mehmet
Ankara, Bilgi Yayınevi, ilk baskı 1988
sf : 90 - 95 .
Öykü forumdan kaldırılmıştır. Bkz.: Forum İşleyişi
|
Yazar: melike şenyüksel
Kabarıp genişledikçe kaygılanıyordum. Sonu gelmeyen bir böbürlenmeye benzettim onu. Rengi de değişiyordu üstelik. Yüksek sesle anlayamadığım bir şeyler söylüyordu bana. Genişledikçe yükseldi, yükseldi ve hiç beklemediğim bir noktadan...
|
|
Yazar: acarcagdas
Eski İstanbul’un tanıdık simalarındandır kahır tellalı Mehmet Efendi... Kaçıverir karşıdan gülümseyerek gelen birini görünce. Elinde değildir, selamı sabahı keser yok yere birkaç ay. Şakayı pek sevmez, gam adamıdır, dertlileri dinler....
|
|
Yazar: semrince
Karanlık gecenin içinde lambalardan yağıyormuş gibi görünen kristal buz parçacıkları içimdeki buğuyu silemedi. Ayrılığın hüznü kanat açmıştı yüreğime ve ben soğuğun içindeki bedenimi yumuşatmaya çalışıyordum.
“Ayrılıklar yeni...
|
|
Yazar: özak
Gün çekilirken her şey daha gerçek, pervasız ve yalın. Yalnızlık daha ürkünç. Uyusam geçer belki ya da şuracıkta ölüversem. Yok olsam incinmem artık şu var olma saçmalığından.
Nasıl dingin, huzurlu bir sabaha uyanmıştım oysa. Son...
|
|
Yazar: gönenç kaytaz
Merdivenleri dörder beşer iniyor, daha az önce baktığım kol saatime tekrar bakıyordum. Neredeyse akşam olmuştu. Akrebi sekizin üzerine doğru çeken yelkovan kalbimin atışlarını tekrar hızlandırmış ve böyle anlarda her zaman yaptığım gibi...
|
Siz de öykülerinizi bizimle paylaşmak isterseniz, işe şu başlığa göz atmakla başlayabilirsiniz: "Uzun Hikâye'de Öykü Yayımlamak"
Re: Büyük Hızır Bey Konağı
Öyküyü okumaya başladım. Ancak tamamlayamadan bırakmak zorunda kaldım. İlk fırsatta okumaya devam edeceğim. Bu arada yazmayı unutabilirim diye daha ilk paragraftan beni çarpan bir tanımlamayı aktarmak isterim.
Yaşanan miras trajedisini nasıl güzel anlatmış. Çürümek eylemini ölenin bedeni için değil geride kalanlar için kullanması çok çarpıcı.
Öykünün devamının hüzünlü olacağını seziyorum. Ancak öykülerde şaşırtıcı gelişmelere de hazırlıklıyım elbette.
Öykünün devamını okuduğumda tekrar döneceğim.
Re: Büyük Hızır Bey Konağı
Öykünün genel havası daha uzun yazılması gerekirken kısa kesilmiş, deyim yerindeyse atlanarak yazılmış, -ya da özetlenmiş- atlanmasa daha iyi olurmuş havası veriyor bana. Bir romancı içinse romanı yazılabilecek bir konu, özellikle o yıllar için.
Re: Büyük Hızır Bey Konağı
Öyküyü okudum.
Re: Büyük Hızır Bey Konağı
M.Ş.Esendal öykülerinde, romanlarında "Konak"ları kullanmıştır hep. Ayaşlı ve Kiracıları, Miras, Çamlıca'daki Konak... Konak; eski ve yeni kuşağın buluşabileceği; zıtlıkların,kuşak çatışmalarının yansıtılabileceği bir sahne olmuştur yazar için. Bir dönem öykücü ve romanlarında da bu sahne sıkça kullanılmıştır. Tanzimat sonrası ve Cumhuriyet dönemi eserlerinde tipler, "Konak"larında yaşarlar, batılılaşma/yozlaşma çarpıklığını buradan yansıtırlardı. Değişen sosyal hayat, toplantılar, modernleşmenin getirdiği ikilği eskiyen, viran olan konaklardan tanırdık. Bu öyküde de olduğu gibi. Büyük Hızır Bey Konağı'nda da eskiyen ve yok olan konağın kendisi değil, oradaki değerler, adetlerdir, bir dönemin değerleridir. Sosyal hayatın önemli bir figürü olan Konak yok olacak, yerini farklı değerler alacaktır.
"Zamanın, paranın, memleketin değişen hesaplarının, artan ihtiyaçların çıkardığı sebeplerle" insanlar birbirine sırt çevirecek, çıkar kavgaları çıkacaktır.
Re: Büyük Hızır Bey Konağı
Öykünün Cihan'ın dikkat çektiği yönlerine sözüm yok; ama araya sıkıştırılan savaş sahneleri -en hafif ifadeyle- pek dokuya yedirilmiş gibi gelmedi bana.
Re: Büyük Hızır Bey Konağı
öykü klasik geldi fakat çözülmenin başlangıcını ifade eden cümle etkileyici: 'bir gün rüzgarın boş bulduğu bir odada kırılan camı kimse tamir etmedi.'
Re: Büyük Hızır Bey Konağı
Bu ifade gerçekten on ikiden vurmuş.
Re: Büyük Hızır Bey Konağı