UzunHikâye Öykü, inceleme, eleştiri



Ayran

15 Kas 2008

"Ayran", Yeni Dünya
Sabahattin Ali, 1938
YKY

Öykü forumdan kaldırılmıştır. Bkz.: Forum İşleyişi

Kategori:

Re: Ayran

Yeni öykü...


Re: Ayran

"Ayran" en sevdiğim Sabahattin Ali öykülerinden biridir. Canlı anlatımı, bizi Hasan'ın duygu dünyasına davet eden zengin betimlemeleri ve benzetmeleriyle üzerine en konuşulmayı hak eden Sabahattin Ali öyküsü belki de.

Öykü, daha başlarken, bize meşum şeylerden söz edeceğini sezdiriyor.

""
İki mızrak boyu yükselen güneş, tarlaları hala örten karların üzerinde pırıltılarla ve göz kamaştırarak yanıyor, fakat yoldaki pis su birikintilerine vurunca donuk sarı bir renk alıp boğuluyordu.

Güneş bile, o umutları bağrından çıkarıp bize veren güneş bile doğar doğmaz pis su birikintilerinde boğuluyor bu hikâyede. "Beklentinizi fazla yüksek tutmayın," diyor bize yazar. (Bu arada, güneşin "iki mızrak boyu" yükselmesi ne demektir, günün nasıl bir saatine, güneşin hangi yüksekliğine karşılık gelir, bir türlü anlayamamışımdır. Daha başka pek çok yazar kullanırı halbuki bu ifadeyi.)

Küçük Hasan'ın ayran satabilmek için tren boyunca bir ileri br geri gidip gelmesi, çaresiz, başka her türlü ihtimali dışlayan bir umutla kapalı pencerelere bakması çok canlı biçimde anlatılmış.

""
Küçük Hasan'ın gözleri, delecekmiş gibi, kapalı camlara dikiliyor ve bunların arkasında teneke maşrapadan ayran içebilecek insanlar; hali vakti yerinde köylüler, boyunbağsız esnaflar, izinli giden askerler, hasılı susamış kimseler arıyordu.

Bunun gibi, evde Hasan'ı bekleyen iki kardeşin, insan değil de yemekten başka hiçbir şey bilmeyen kuş yavruları gibi betimlenmesi öykünün çarpıcılığını, Hasan'ın içinde bulunduğu çaresizliğin etkisini iyice artırıyor.
""
Küçük Hasan hergün yoğurt çalmak için kendisine lazım olan mayayı onların yetişemeyeceği ve bulamayacağı bir yere –tavan direklerinin duvarla birleştiği köşeyesaklamaya mecbur oluyor ve her gün, istasyonda bulunduğu sırada, bu iki aç midenin, kendileriyle aynı çatı altında aynı açlığı çeken ihtiyar keçiyi bile yiyeceklerinden korkuyordu.

(...)

Onu asıl dehşete düşüren, kardeşlerinin bu kuyu gibi daima yutan ve hiç doymayan mideleri değildi; eli boş olarak eve döndüğü zaman, bu iki sıska mahlukun kendisine nasıl parlak ve büyümüş gözlerle ve nasıl sonsuz bir kinle baktığını hatırlayınca tüyleri ürperiyordu.

İsterdim ki forum kullanıcıları da bu güzel öykü hakkında iki kelâm etsin, haftalardır sabırsızlıkla okunmasını beklediğim öyküyü sindirmek konusunda bana yardımcı olsun.


Re: Ayran

eren dedi ki:
Canlı anlatımı, bizi Hasan'ın duygu dünyasına davet eden zengin betimlemeleri ve benzetmeleriyle üzerine en konuşulmayı hak eden Sabahattin Ali öyküsü belki de.
Üzerine konuşulması gereken öykülerinden biri bence; ama nedense konuşamadım bir türlü. En kısa sürede konuşabilmeyi umuyorum.


Re: Ayran

eren dedi ki:
Bu arada, güneşin "iki mızrak boyu" yükselmesi ne demektir, günün nasıl bir saatine, güneşin hangi yüksekliğine karşılık gelir, bir türlü anlayamamışımdır. Daha başka pek çok yazar kullanırı halbuki bu ifadeyi.)

Bu ifade ilk kez dikkatimi çekti, daha önce okuduysam da hatırlamıyorum, burada olayın gittiği nokta mızrak'ın çağrışımlarını güçlendirdiğinden olsa gerek ifadenin aklımda kalmasını sağladı. Sanırım akşam mutlu bir şekilde dönülecek olsaydı, mızrak sözcüğü yerine başka bir sözcük seçerdi yazar.
Öte yandan ben de, eren gibi "iki mızrak boyu" üzerine düşündüm. Bu ölçü nereden, nasıl çıkmış? Ne kadardır boyu bu yüksekliğin. Ve sonra anca güneş ufukta (batarken) yere değmek üzere iken ki yükseklik diye karar verdim.
Necati Cumali de "bir kurşun atımı" nı kullanıyordu benzer bir biçimde.


Re: Ayran

Nurten Öztürk dedi ki:
Necati Cumali de "bir kurşun atımı" nı kullanıyordu benzer bir biçimde.
"Kurşun atımı", bildiğim kadarıyla, bir uzaklık ifadesi. "Senin aradığın köy doğuya doğru bir kurşum atımı mesafede." Bunun gibi kullanılan bir de "sigara içimlik" ifadesi var. "Senin aradığın köy şu dağın ardında, iki sigara içimlik mesafede." gibi...

"Mızrak boyu" ise benim gördüğüm kadarıyla hep güneşin yüksekliğini belirtmek için kullanılıyor. Ama bende "sigara içimlik"te olduğu gibi bir çağrışım yaratmadığı için anlayamıyorum. İş başa düştü, internette biraz araştırayım dedim. Karşıma genellikle namaz vakitleriyle ilgili bilgilendirici sayfalar çıktı. Demek ki, "mızrak boyu" din referanslı bir deyim. (Zaten "mızrak"tan bahsedilmesi ne kadar eski olabileceği hakkında da fikir veriyor.) Karşılaştığım sayfalardan bir tanesi "bir mızrak boyu"nu 5 derece olarak tanımlamış ve eklemiş: "memleketimize göre kırk ile elli dakika arasında bir zamanla yükselişine kadar olan zamandır" (güneş doğruktan sonra 40-50 dakika sonrası kastediliyor olmalı). Tabii bu süre mevsimden mevsime değişeceği için, kesin olan "5 derece" tanımını kullanmak daha yerinde olur herhalde. Bir mızrak boyu 5 dereceyse, iki mızrak boyu, içler dışlar çarpımı yapıyoruz: 10 dereceye karşılık geliyor. Güneşin gün boyunca 180 derecelik bir alanda hareket ettiği düşünülürse buradan her gün için iki mızrak boyunun ne kadar olduğu hesap edilebilir. Kolay gelsin Smile


Re: Ayran

Güneş her mevsim aynı saatte doğmaz. Bu ölçünün, saatin kaç olduğunu tahmin edebilmemiz için mevsimi de bilmemiz gerekir diye düşünüyorum.


Re: Ayran

Ayran görsel yanı çok güçlü bir öykü. Filmi çekilmeliymiş. Öte yandan sözcüklerle o kadar güzel betimlenmiş ki sahneler ne gerek var filme.


Re: Ayran

Ben de öykünün bu yönü üzerine çok düşündüm, yazar bunu düşünmüş de olabilir. Ömrü yetseydi belki bu denemeyi kendi de yapardı.


Re: Ayran

"Hakkını helal et" diye bağıran yolcuya öfkeleniyor insan; Madem öyle paranın üstünü alma da sen helal et, diye.
Küçük bir çocuk, kardeşlerine bakmak için istasyona ayran satmaya giderken, yaşadıkları köyde hiç mi adam yok, onlara bir lokma yiyecek bir şey vermiyor, diyorum, hemen açıklıyor Ali, annenin köylülerce dışlanacak bir iş yaptığını.
Ama, Ali, diğer öykülerinde de anlattığı şeyi yineliyor, aynı şeyi sorguluyor: Çaresiz bırakılan insanı. İnsanların vicdanını sorgulatmak, ay ne acımasızmış dedirtmek değil niyeti. Cumhuriyetin vaad ettiği, anayasasına koyduğu eşitlik, adalet, hukuk gibi kavramları sorgulatıyor bize. İşte sizin anayasanıza yazdığınız maddelerin yaşamdaki karşılığı, der gibi.


Re: Ayran

Hakkını helal et" sözü birden beni çok rahatsız etti.